Saturday, March 31, 2007

COCUK VE KUFUR

ÇOCUĞUNUZ KÜFÜR ETMEYİ BIRAKMIYORSA..

Çocuğunuzu teneffüste söylediği bir küfürden ("salak" ya da çok daha ağır olanları)ötürü suçluyorsunuz.Eğer böyle davranıyorsa biliyorsunuz ki bu, biraz da sizin suçunuz.Sonuçta küfür koleksiyonu iyice artıyor ve sizi takmıyor artık.Nasıl tepki vermeli?

HABİRE SÖVÜP DURUYOR MU?BU NORMAL

3-4 yaşına doğru, küfür etmek kendisini ifade etmesinin bir işaretidir.Çocuk, koyulmuş limitlerde yetişkinin ne kadar toleranslı davranacağını test eder.Üstelik çocuğunuz çok zekidir.O, sizin bütün tutarsızlıklarınızı, özellikle de yasakladığınız küfürleri bazen sizin ettiğinizi görecek ve en küçük bir kızgınlığında bu küfürlerden bir kaçını savuruverecektir.

BU DAVRANIŞ NASIL ENGELLENEBİLİR?

-UYGULAMA KURALLARI KOYUN.

-KESİNLİKLE YASAK: İnsanlara bu şekilde hitap etmek hakaret etmek anlamına gelir ve bu da çok kötü sonuçlar doğurur.

-DAHA AZ CİDDİ: Üzücü bir olayın ardından (örneğin; bir bardağın kırılması) söylenen kötü söz ya da sövgü, kimi zaman kendi kendine ağızdan çıkabilir ama kulağa hoş gelmez ve güzel değildir.

-İZİN VERİLEBİLİR: Eğer kesinlikle söylenecekse, odasında tek başına söylemesine izin verilebilir.Size, Oktay'ın evinde her zaman küfrettiğini söyleyerek itiraz mı ediyor?Katı bir şekilde cevap verin: " Oktay küfredebilir ama bizim evimizde böyle değil.Üstelik sana daha önce de söyledim; her ailenin kendine ait kuralları vardır".

-RAHATLATICI: Baba ya da anne ile sadece birkaç dakika için, kapalı bir yerde ve özel durumlarda başkasına hitap edilmeden, rahatlamak için "oyun oynarken kötü sözler söylemek"...Ona yeni sözler öğretmek gereksizdir ama ayna karşısında yüzünü gözünü buruşturmasına izin verin

SİZİ SUÇÜSTÜ YAKALADIĞINDA TEPKİSİZ KALMAYIN.

-Sanki hiçbirşey olmamış gibi davranmayın: Bu ona aptal muamelesi yapmanız anlamına gelir.

-Siz böyle bir eğitim almış olsanız bile,sadece yetişkinlerin kötü sözler söylemeye hakkı olduğu düşüncesini kafanızdan silin.Bu tip adaletsizlikler çocuğu saldırgan olmaya, kendisini suçlu hissetmesine ve herşeyi içine atmasına sebep olur.Psikanalist Alice Miller tarafından savunulan "kara pedagoji" yi devam ettirir.

-Hatalı olduğunuzu ve bir dahaki sefere daha dikkatli olacağınızı onunla birlikte kabul edin.Korkmayın: Bu durumlarda hatalarınızı kabul etmek çocuğunuzun, sizi öfkelendiren bu olayı daha iyi değerlendirmesine yardımcı olacaktır.Bundan dolayı onun gözündeki inandırıcılığınızı kaybetmeyeceksiniz.Çocuğunuza, "kimi zaman ağzımdan gerçek fikirlerime ve duygularıma ait olmayan bazı kelimeler çıkıveriyor" diyebilirsiniz.

GELECEKTE DİLİNİZİ TUTMAYA ÇALIŞIN

-Diğerlerinin yerini alacak, kabul edilebilir kelime ve tabirlerin listesini hazırlamak için kafanızı yorun (Hay Allah, Kahretsin, Tüh be!...).Ve kendinizi bunları söylemeye alıştırın.

-Kendinize, başkalarına kötü söz söylemeyi yasaklayın.Veye hakaretlerinize "ne kötü birisi..." ya da " bu gerçekten kötü birisi ..." yerine, "ben onu kötü buluyorum..."ile başlayın.Bu şekilde, çocuğunuz göreceleştirmeyi öğprenecek ve başka insanlar üzerinde kesin değerlendirmelerde bulunmayacak, siz de ona daha hoşgörülü olduğunuzu göstermiş olacaksınız.

KAYNAK KİTAP: 1-7 YAŞ ARASI ÇOCUĞUN EĞİTİMİ

Christine Brunet/ Anné-Cécile Sarfati

COCUGUNUZ GAF USTUNE GAF YAPIYOR

GAF ÜSTÜNE GAF YAPIYOR

"Anne , neden bu adam ruj sürmüş?" Sözü geçen kişi aslında otobüste tam karşınızda oturan "bıyıklı" yaşlı bir bayan...Çocuğunuzun bu muhteşem doğallığını öldürmeden nasıl tepki vermeli?

GAF YAŞI: Mecburi bir geçiş

3-4 yaşına doğru çocuk, dilini geliştirerek başkalarına açılmaya başlar.Deri rengi, özürlüler, yaşlılar ve boy üzerine kendi kendine sorular sorar...Ve bunları hiç çekinmeden açıkça belirtir.Bu sadece normal değil, aynı zamanda meraklı ve doğal olması için gereklidir.Diğer taraftan, çocuğunuz toplum kurallarını hemen tanımaz.Bunları öğrenmektedir.Ona örnek vermek de sizin işinizdir.

BAŞINIZA GELDİĞİ ZAMAN NE YAPMALI?

-KENDİNİZİ SUÇLAMAYIN.

-Kendi fantezilerinizi korumayı bırakarak " eğer bu bana söylenseydi beni çok yaralardı": "Kurbanlar" yetişkinin eşlik ettiği çocukların sürekli bakışlarındansa açık açık söylemelerini tercih eder.

-Çocuğunuzun size verdiği utanç duygusunu bir yana bırakarak, öncelikle bu gafı yapan ilk çocuğun sizinki olmadığını ve bu kişiyi bir daha hiçbir zaman göremeyeceğinizi düşünerek...

-ÖZÜRLERİNİZİ SUNUN.

Ama çocuğunuzu bunu yapması için zorlamayın, kendini küçük düşmüş hissedecek ve zaten bunu anlamayacaktır.Bunun sadece bir etkisi olur; rahatsızlığını ve utangaçlığını arttırmak.Bunun aksine, onun bu talihsiz sözü için sizin ondan sorumlu olduğunuzu ve onun yerine özür dileyeceğinizi anlaması tercih edilir.Ana baba olarak bunu sağlamak size düşer.

-ONA SİTEMDE BULUNMAYIN.

Emin olabilirsiniz ki siz ne kadar alınırsanız alının, çocuğunuz gelecek sefere bir gaf daha yapacaktır.Hemen yapacağınız bir açıklama da onun canını sıkmaktan başka bir işe yaramadığı için gereksiz olur.Buna karşılık , daha sonra tekrar uygun bir zamanda olay üzerinde durun.Ona: "Biraz önce şunu söylediğini duydum, bizim bu konuda konuşmamız gerekiyor.Hepimizin birbirimize göre farklı olduğumuzu ve hepimizin kendimize ait özelliklerinin olduğunu sana açıklamak istiyorum.Sokakta, okulda, otobüste birbirinden farklı insanlar görüyoruz: Şişman olanları, küçük olanları, siyah olanları, beyaz olanları var...Hayat böyle işte.Eğer bir şey seni tedirgin ederse bunu benimle gizlice, sessizce ya da daha sonra evde başbaşayken konuşabilirsin. Ama, tanımadığın insanlar üzerinde doğrudan yorumlar yapamazsın".

-ONUNLA ALAY ETMEYİN.

Onu küçük düşürme ve kendisine olan saygısını kaybettirme riskiniz var.

GELECEKTEKİ GAFLARA HAZIRLANIN

-Onu ufak ufak bilgilendirin...

...değişik fizikteki insanları: Kitapçıların çocuk reyonlarını dolduran, karşıtlıklar üzerine hazırlanmış birçok kitapla( zayıf/şişman, beyaz/zenci, sarışın/esmer...);

...isimleri:" Herkes değişik bir isim taşır, kendi babasının sahip olduğu soyadı onun babasından kalmıştır.Soyadını kendi kendimize seçemeyiz.İnsanların soyadları ile alay edilmez". Bu ona her adın, kolayca deforme olanların bile, saygı duyulmaya değer olduğunu öğretmek içindir;

...özürlüleri: 4-5 yaşına doğru, gelişimine göre çocuğunuza, özürlülerin doğuştan böyle olduklarını ya da daha sonra bir kazadan ötürü bu acıyı çektiklerini ve böyle yaşamanın çok zor olduğunu açıklayın.Ama daha fazlasını eklemek gereksiz olur: " Sen , normal olduğun için sanslısın" .Çocuğunuzun özürlülere yönelik gaflarında hiçbir suçu yok. Bu dünyanın tüm adaletsizliklerinin yükünü üzerinde taşıyamaz.Ona günümüzde kollektif yaşam sayesinde ve sizin verdiğiniz vergilerle özürlülerin toplumda daha iyi bir yer alabildiğini söyleyin.

-ONA ÖĞRETİN...

...toplum hayatının bir kuralı olarak, tanımadığımız insanlara herşeyi söyleyemeyiz ve onların bütün duygularını açığa çıkaramayız.Sadece evde özel olarak, birlikte konuşabileceğimiz şeyler vardır.Çocuğunuzun kulağına fısıldayarak gafı önceden önceden tahmin etmekten çekinin: " Karşıdaki kadın şişman, değil mi, ama bunu ona söyleyemeyiz, çünkü bu onu üzer". Bu çocuğunuzu tahrik etmek ve diğer insanların farklılıklarına saygı duymayı öğretmemek anlamına gelir.

COCUGUNUZ LAF TASIYOR,ARKADASLARINI ISPIYONLUYORSA

SÜREKLİ LAF TAŞIYOR.

"Tolga, Cenk'in saçını çekti..." , "Anne, anne , Sinem ve Ayşe sürekli küfür ediyorlar!"...Bunları söyleyen sizin çocuğunuz. O kendini "ispiyonlamaktan" alamıyor. O böyle çabaladıkça, siz de sinirlenmeye başlıyorsunuz.

DRAMATİKLEŞTİRMEYİN

Yapacaklarınızdan ilki bu olsun. Sürekli laf taşımaya ihtiyacı olan bir çocuğu kesinlikle ileride işbirlikçi "jurnalci" bir hayat beklemiyor tabii ki.

SEBEPLERİNİ ANLAYIN

Aşağıdaki sebeplerden biri, ya da birileri için laf taşır:

-Kendine fazla güveni yoktur.Mağdur durumuna konulmak ("Yüzümü tırmaladı" bunun altında yatan: "yakınmak zorundayım") ya da başkalarının değerini düşürerek değer kazanmak (" o bir aptallık yaptı" bunun altında yatan: "ben yapmadım")için laf taşır. Belki de çocuğunuz kırılgan, çok alıngan çocuk kategorisine giriyor.Bilgi taşımak kendisine önem verilmesinin ve yetişkinin gözünde değerli hissetmesinin bir yoludur.

-Tam tersine, kendine olan bu aşırı güvenden zarar görür. O laf taşır, çünkü herkese bir ders vermek ister. Ama bu görüntüye karşın, kendisini büyük bir olasılıkla slilk biri olarak hisseder.

-Siz belki de her şeye " burnunu soka" birisiniz. Her şeyi

öğrenmek ve hayatında geçen bütün olayları kontrol etmek istiyorsunuz. Başka çocukların ona saldırmasına- her anlamda tahammül edemiyorsunz Çocuğınuz belki de sizin sorularınızdan önce davranmak ve sizin merakınızı tatmin etmek için laf taşıyor.

-Aslında, çocuğunuz gerçekten laf taşımıyor.Size, onun ya da başkaları için olmuş veya olmak üzere olan tehlikeli olayları bildiriyor (örneğin;başka bir çocuk onu teneffüste dövdü). Böyle bir durumda, yetişkini uyarmak gerçekten doğrudur. Ama yetişkin kimi zaman bu övgüye değer davranışla , jurnalciliği karıştırır. O halde siz, bu ikisini ayırmaya dikkat edin.

ONA BU İKİ ÇEŞİT OLAYIN FARKLILIĞINI ÖĞRETİN.

*Sizinle daima konuşmak zorunda olduğu olaylar.

Yani tehlike, şiddet, çocuğun kötü davranış ya da sözü (onun ve diğer çocukların) ile ilgili olan bütün olaylar. Çocuk bunlardan bahsettiğinde sanki laf taşıyormuş gibi hissetmez.Böylece gerekirse komşusunun balkondan atladığını bir yetişkine uyarmayı, teneffüslerde sürekli hor görülen ve suçlanan birisi olduğunu ya da 8 yaşındaki bir " büyüğün" kazağını almak istemesini size anlatmayı bilecektir...Aynı şekilde, size gördüğünü (örnek; sokaktaki kavga) ve ona koruyuculuğunuzu gösterebilmeniz için tehlike anında hissettiklerini söyleyebilmelidir.Siz ana baba olarak, onun sizinle bu tip şeyleri açık açık konuşmasına izin vermelisiniz.

*Çok önemli olmayan olaylar.

Çocuğunuzun size, başkalarını kötüleyerek kendi değerini arttırmak amacıyla taşıdığı laflar.

SİZE LAF TAŞIDIĞI ANDA NASIL TEPKİ VERMELİ?

-Sizin tanık olmadığınız, kardeşinin bir hatasını mı koşup size yetiştiriyor?Ona hemen cevap verin:"Olabilir, sana inanmak istiyorum.Ama ben orada değildim, görmedim.Üstelik ne olursa olsun, yokluğumda kardeşinin yaptığını öğrenmem için bana söylemek senin görevin değil.

-Kendisinden daha küçük bir çocuğun aptallığını mı size yetiştiriyor?Hatırlatın:"Bu küçük çocuk birçok şeyi daha yeni öğreniyor.Sen şimdiden, bütün bunların böyle yapılmadığını biliyorsun".

-Ona "ispiyoncu" muamelesi yaparak amacına ulaştırmayın.Ama onu, laf taşıdığı bu olayın gerçek ciddiyetini kendi kendine sorgulamaya zorlayın: " Sen ne düşünüyorsun bu konuda? Daha ciddi ve enteresan şeylerden bahsedebiliriz, değil mi?".

-Son noktayı koyun: " Böyle hiç durmadan laf taşınmaz.Yasak değil ama hiçbir ilginç yanı, üstelik sana da hiçbir yararı yok.İşte hepsi bu".

-Ona güven verin:" Biliyorsun ki ben seninle çok daha fazla ilgileniyorum.Sürekli laf taşımaya zorunlu olduğunu hissetmene gerek yok".

GELECEKTE

Ona değer verin.Kendisine güvenmesine ve bunu başkalarının aleyhine işler yapmayı bırakarak kazanmasına yardımcı olun.Onu kendisini geliştirdiğinde ve başarılarında tebrik etmeyi kesinlikle unutmayın.

ACABA KUCUK BIR PASA MI YETISTIRIYORUM?

Kirli çorapları ve iç çamaşırları yerlerde geziniyor...Yemekten sonra bulaşık makinesine koyabileceği halde,tabağı hala masanın üzerinde bırakılmış bir şekilde duruyor...Bu gayet açık, çocuğunuzun durumu tehlike çanları çalıyor.Herşeyi "daha çabuk" ve "daha iyi" yaptığından, annesine ya da hizmetçi kıza bırakmaya alışan küçük bir Hint prensinin durumu bu.Peki bunun değişmesi için ne yapmalı?

"ONUN İÇİN HERŞEYİ YAPMAK" NE ANLAMA GELİYOR?

Kendi kendinizi kandırıyorsunuz: O "sizin" hala, size bütünüyle bağlı olan yavrunuz.

"Onu bununla sıkmayı" istememenin maskesi altında,belki de başka bir şeyi telafi ediyorsunuz(Örnek; işe gitmenin sizde yarattığı suçluluk).Ya da tam tersi, örneğin çalışmamayı tercih ederek(başkalarının gözünde ama özellikle kendi içinizde) vicdanınızı rahatlatıyorsunuz.

NEDEN ONU İŞTİRAK ETTİRMELİ?

Masayı hazırlamaya, tabağını bulaşık makinesine, çoraplarını kirli çamaşır sepetine koymaya alıştırmak onun, ailesine yardımcı olmasını, eşyaların yerini, ağırlığını ve hassasiyetini keşfetmesini sağlar.Bu organizasyon onun ve yaşadığı yerle ilişkisinin gelişmesi için idealdir.

Aile hayatına iştirak etmek, en kötü sakarların bile gözünü açar.Bu güçlü bir "sosyal hayat kılavuzudur" .Aynı zamanda çocuğunuzun, kafasında oyun ve günlük hayat arasındaki çok büyük uçurumu yaratmasına engel olur.

Ondan küçük isteklerde bulunmak onu "külkedisi"ne dönüştürmez.Tam tersi, kendisine güven duymasını ve kendi becerileri ile ailesine yardım etme bilinci kazanmasını sağlar.Bundan başka hiçbir şey de kendisiyle bu kadar övünmesini sağlayamaz.

ONU NASIL İŞTİRAK ETTİRMELİ?

Çok küçükken: Evin işleri ile ilgili sözcük dağarcığını geliştirmesini sağlayın.Yaptığınız işi açıklama alışkanlığını kazanın ve günlük işleri daha çok lafa dökün. Örnek: "Burda gördüğün gibi şimdi bulaşık makinesini boşaltıyorum,ileride sende bana yardımcı olacaksın".

3 yaşından itibaren:Ondan, "yardım için" masadan hafif eşyaları taşımasını isteyin.Daha sonra derece derece arttırın bunları.Sabırlı olun ve kesinlikle, bir kaza durumunda bağırıp çağırmayın. Onu tebrik etmeyi, size yardım ettiğinden onunla gurur duyduğunuzu göstermeyi sakın unutmayın.

Kaynak kitap:1-7 yaş arası çocuğun eğitimi

Christine Brunet,Anné-Cécile Sarfati

ODASINI TOPLAMASI ICIN COCUK ZORLANMALI MI?

ONU ODASINI TOPLAMAYA ZORLAMAK GEREKİR Mİ?

Zorro'nun şapkası, korsan maskesi, oyuncak dolabında sakin sakin yerleştirilmiş bir şekilde durabilirlerdi.Oysa şimdi hepsi darmadığın yerlerde. Hiç kimsenin kutularına koymadığı legolar,oyuncak arabalar ve silahlar...Odasını biraz olsun toplaması öğretilemez mi?

Çok düzenli bir oda tavsiye edilmez

Çocuğunuza, odasında bütün oyuncakları ile oynamasına izin vermek önemlidir.Siz oyuncaklarına verdiği yöne karışamazsınız.Küçük arabalarını yokuştan aşağı kaydırmak yerine direkt yukarıdan aşağıya mı bırakıyor?Bu onun seçimidir.Aynı şekilde, oyuncak bebeğini küçük plastik mutfağındaki fırının içine koyarsa da...Ya da bir çadır yapmak için yataklarını bozup çarşaflarını kullanırlarsa.Çocuğun yeni oyunlar, yeni hikayeler icat etmesine, yani yaratıcılığını geliştirmesine bütünüyle izin verilmeli.

Buna karşılık, eğer bu sizi rahatsız ediyorsa, oyuncaklarının bütün odalarda gezinmemesini istemekte özgürsünüz.Eviniz büyük bir ihtimalle çocuk bahçesine dönüşmeye elverişli değildir.Akşam yemeğini yaptığınız sırada sizinle birlikte mutfakta kalması durumunda, oyun kilini ya da pastel boyalarını getirmesine izin verin.Eğer değerli oyuncakların ayak altında dolaşması sizi rahatsız ediyorsa çocuğunuza bunların kullanım şekillerinden bahsedebilirsiniz.Böylece,örneğin, maskeli balo kıyafetini özel bir dolaba düzenli bir şekilde yerleştirmiş olursunuz.Ama bunun gibi kuralları odasındaki bütün oyuncakları için uygulamayın.Çocuğunuzun özgürce oynamaya ihtiyacı var.

ODASINI NASIL TOPLAMALI?

Bu işi kılı kırk yararak, titizce yapmayın:Akşam yatma saatinde bütün oyuncaklar kutularına...Bu,çocuğun hayal dünyasını "bozar".Çocuğunuzun uyuyacağı anda, yanında gündüzki yaratıcılıklarından bir bölümünü görmeye ihtiyacı vardır.Eğer yine biraz daha düzenli bir oda olmasını arzu ederseniz ona şunu önerin: "Bu akşam neyi yanına almak istersin?".Ve yaptığı şeyleri olduğu gibi bırakmaya özen gösterin.

Oyuncaklarını toplamasının onun işine yarayacağını açıklayın:"Oyuncaklarını istediğin zaman bulabilirsin ve playstation'un kasetini saatlerce aramazsın".Bu arada , temizlik yapmak ve yapana saygı göstermek için de gerekli olduğunu ekleyin.

Ondan, kendi fikirlerine saygı duyması için iştirak etmesini isteyin.Sizin düzenleme tarzınızı ona, otoriter bir şekilde zorla kabul ettirmeye çalışmayın.Çocuğunuz belki de başka bir tarzda düzenlemek istiyor olabilir.Yani korsan gemisinin kesinlikle şu ya da bu rafa konması gerekmiyor.Öyle değil mi?

Onunla birlikte toplayın ama minimumu, yani herşeyi ezip geçmeden odasında biraz olsun ilerleyebilmek için yeterli olan kadarını toplayın.

Arada sırada (örneğin, ayda bir kez ya da her iki ayda bir) çocuğunuza kırılmış, kullanılamaz hale gelmiş oyuncakları atmak ve oraya buraya saçılmış olanları bulmasına yarayan bir seçme- ayırma işlemi yapmak üzere zaman ayırın.Yalnız bunu çocuğunuz olmadığı zaman gizlice yapmayın.Bu şekilde onun düşmanlığını ve güvensizliğini kazanabilirsiniz.O, bunu adaletsiz bir davranış olarak bulacaktır.Atmak ya da başkasına vermek durumunda onun fikrini alın ve ona saygı gösterin.

Bu sırada, hiç boş hayallere kapılmayın:Bir haftaya kalmadan çocuğunuzun odası yine bir pazar yerine dönüşecektir...Ama yine de çocuğunuz için bu seçme-ayırma işi gerekli olacaktı zaten.

COCUGA PARADAN SOZ ETMEK GEREKIR MI

ONA GERÇEKTEN PARADAN SÖZ ETMEK GEREKİR Mİ?

Bir oyuncağı satın almayı reddetmek için cüzdanınızın boş olmasının arkasına sığındığınızda, size hemen cevap veriyor: "Hiç paran kalmadı mı? Bankadan satın alsana".Para ile ilgili soruları nasıl ele almalı?

NEDEN ONA PARADAN BAHSETMEK GEREKİR?

Çocuğuyla paradan konuşmak tabii ki çok özel, kişisel ve her ailenin para ile olan ilişkisine bağlı bir durumdur.Birçok defa, paranın konuşulması yasak olan ailelerde bile çocuk paradan bahsedildiğini çok erken anlar, özellikle okulda.Ayrıca çocukların yaşadıkları bu tüketici toplum onların ana babalarını birer milyarder gibi görmelerine sebep olur.Sonunda, parayı bir tabu yapmak modern hayatın gerekleri ile çok az bağdaşır.

ONA BUNDAN NASIL BAHSETMELİ?

Kiranın ne kadar olduğunu, arabanın vergilerini ya da maaşınızı açıklamaktan sakının.Bu, onun için hiçbir şey ifade etmez ve ilgilendirmez.Önemli konuları çocuğunuzla konuşmak herşeyi söylemek anlamına gelmez ve onun için çok ayrıntılı bir açıklama denizinde onu boğmayı kapsamaz.

Aşağıdaki noktaları anlatmak için çocuğunuzun yaklaşık 5 yaşına gelmesini bekleyin:

-"Hayatta zorunlu olan şeyler vardır" (ev,elektrik, telefon, yemek...).Ve hayatı daha iyi kılmak, zevk almak için diğer şeyler(tatiller, lunapark, sinema...)

-"Bütün bu şeylerin bir fiyatı vardır, onlara sahip olabilmek için bunları ödemek gerekir.Ve ödemek için de para gerekir".

-"Para gidip bankadan satın alınamz, çalışarak kazanılır.Sevdiğimiz ve seçtiğimiz bir işi yapmak bize mutluluk verir, aynı zamanda para kazanmak için de çalışılır".

-Sonuçta, çocuğunuza bulduğunuz(mesela yolda) ya da gördüğünüz ( gece masanın üzerinde...)paraya sahip çıkılamayacağını açıklamak gereklidir.Böyle bir durumda, paranın sahibini bulmaya ya da ihtiyacı olan birine vermeye onu teşvik etmek önemlidir.Bu konularda çok ciddi olarak, onun şu gerçeği daha iyi anlamasına yardımcı olabilirsiniz: Para, kazanılır, ağaç dibinde yetişmez.

HANGİ ANLARDA KONUŞMALI?

-Bir ıvır zıvırı süpermarkette reddettiğiniz ve oyuncak reyonunun önünde krizi tuttuğu zamanlarda para konusuna girmemeye özen gösterin.

-Ama bu tip bir olayı daha sonra çocuğunuz tamamen sakinleştiği zaman, paradan bahsederken kullanın.

Anahtar sözcükler mi?

"Az önce, süpermarkette istediğin oyuncak bebeğin biberonunu almayı reddettim.Seninle bu konuyu tekrar konuşmak istiyordum.Gayet iyi biliyorsun: Arzu ettiğimiz her şeye sahip olamayız.Bu, hayatta herkes için geçerlidir.Ben, baban bile istediğimiz her şeyi alamıyoruz, almak istediklerimizi seçmek zorundayız".

Ve onu detaylar içinde boğmadan çocuğunuza hayatınızda yaptığınız tercihlerden bahsetmekten çekinmeyin ( Örnek, salona badana yapmak için alışılmışın aksine, tatilde daha yakın bir yere gitmek...)

ZOR BİR DÖNEM VE SİZ BAZI MASRAFLARI KISMAK MI ZORUNDASINIZ?

-Çocuğunuzu korumak amacı ile sanki hiçbir şey yokmuş gibi yapmayın. Gerçek sebeplerini bilmeden sizin sıkıntılı olduğunuzu anlayacaktır, kendini sorumlu hissedecek ve sıkıntıya girecektir. Tam tersine cömertliğinizi neşenizin yerinde olduğu anlarda gösterdiğinizi sanma riski olduğu gibi, asıl nedenin para olmadığına inanacaktır.

-Bir çocuk, şöyle basit bir açıklamayı çok rahat anlayabilir: "Şu sıralar, her zamankinden daha az paramız var.O zaman bu kış kayak yapmaya gitmek yerine anneannenin kırdaki evine gideceğiz.Bu bize daha ucuza mal olucak.Ama yine de harika bir tatil geçireceğiz..." Onun, güvenini sağlamak için varınızı yoğunuzu harcamanız gereksizdir. Çabalar, ailenin bütün fertleri arasında paylaşılmalıdır. Çocuklar da seçim yapabilirler( Örneğin, yeni bisiklet ya da pazarları futbol okulu).

COCUGUNUZA HAYIR DIYEMIYORSANIZ

ONA HAYIR DİYEMİYORUM

Sürekli yeni oyuncak almanızı istiyor.Ya da sizin o masum kurallarınıza karşı gelmeyi deniyor.(Vaktinde uyumak,tek başına giyinmek gibi..)Sanki biraz fazla ödün veriyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.
Öyleyse, kaybettiğinizi düşündüğünüz otoritenizi nasıl yeniden kazanabilirsiniz?

ONA HAYIR DİYEMİYORUM!!!

Hayır demesini bilmemenin altında ne yatar?

Çeşitli duygular:

-Suçlu ana baba:Zaten çocuğunu yeteri kadar göremiyor,birlikte olduğu anlarda da onu zorlamak istemiyor.

-Şüpheci ana baba:Aldığı eğitimin bir sonucu olarak(büyük olasılıkla çok katı ve sıkı bir eğitim) çocuğuna"hayır"demenin yararlı olup olmayacağını sürekli kendi kendine sorguluyor.

-Bitkin ana baba: Sonunu getiremeyeceğini düşündüğü bir işe girişmeye hiç cesaret edemiyor.

-Aceleci ana baba:Sabahları çocuğu giyinirken,iki saat dil dökmeye zamanı olmadığından onun işini kendisi üstleniyor.

HAYIR DEMESİNİ ÖĞRENMEK NİÇİN GEREKLİDİR?

1-Bu çocuğunuzun biçimlenmesine ve ileride,kişilik sahibi,sorumlu,özgür ve becerikli bir insan olmasına olanak sağlar.

Engelleme,bütün isteklerinin karşılanmasının yarattığı anlık sevinçlerden vazgeçebilmeyi öğrenmek zorunda olançocuğun psikolojik ve duygusal gelişiminde önemli bir deneyimdir.Sanabileceğinizin aksine,engelleme küçük düşürmek anlamına gelmez.

2-Çünkü sanıldığının aksine,kendisine "hayır" denilmesi çocuğu rahatlatır.

Kabul edilmiş sınırlar,incitmekten çok güven verir.Kriz öncesi alınan kararı korumak,öfkesine geçit vermemek ona başlangıçta verilebilecek en iyi işaretlerdir.Buna karşılık,sinir krizlerinin ve çığlıklarının kendisini amacına ulaştırdığını hisseden çocuk,konulmuş sınırların yokluğunda daha çok çaresiz ve tedirgin hisseder.Onun ihtiyaçlarını anlamak,herşeyi yapmasına izin vermek anlamına gelmez.

3- "Arkadaş ana baba"tuzağına düşmemek için.

"Arkadaş ana baba"olmak,çocuğunu kendisiyle aynı yaşta bir arkadaşı gibi eşit saymaktır,yani onu yetişkin olarak görmektir.Bu da çocuğun psikolojik gelişme dönemlerini bilmemek,tanımamak anlamına gelir.Çocuğunuzun kendi kimliğini rahatça bulabileceği,güvenebileceği,dayanabileceği,ana baba statüsünü sürekli koruyan,yetişkin,ciddi ve aklı başında bir ana babaya ihtiyacı var.

4-İleride zorlukları önlemek için.

Çocuğunuzun bütün isteklerini kabul etmek,onu,herşeyi yapabileceğini sandığı aldatıcı dünyasına iyice yerleştirmek anlamına gelir."Yasaklamak yasaktır"kuralı çocuğun gerçeği görmesine engel olur ve onu engellemelere ve yasaklara karşı dayanamaz hale getirir.Küçüklüğünde ana baba otoritesi alamamış çocuk,ergenlik çağında,bu otoriteyi bulmak için elinden geldiği her biçimde(hatta kimi zaman yasadışı hareketlerle)çevresindeki,ana baba hariç bütün insanlarla(öğretmenden polise ve sonunda hakime kadar)ilişkiye ve arayışa geçer.Büyümek,ileride daha iyi şeyler yapabilmek için geçiciolarak bazı şeylerden vazgeçmek demektir.

5-Varlığınızı zorlaştırmayın.

Sürekli boyun eğmek köleliği getirir ardından.Ve hep bize baskı yapanı(bilinçli ya da bilinçsiz)suçlamaya başlamamızla sonuçlanır.

HAYIR DEMEK NASIL ÖĞRENİLİR?

-Öncelikle,koşulsuz toplumsal yasaklar(ana baba ile uyumak,başkasını yaralamak,kendi kendine kötülük yapmak...)ile her aileye özgü kuralları(televizyon seyretmek,yemek yemek ya da yatma saati...)iyice ayırt edin kafanızda.

Toplumsal yasaklarda kesinlikle ödün vermeyin.Yalnız kriz esnasında değil,sürekli hatırlatın çocuğunuza bu yasakları.Ve ardından şu basit formülü ekleyin:"İster kabul et ister etme ama bu yasak"ve tekrarlayın:"Sana bunu daha önce de söyledim".Bu formül,yasakları gerçek birer işaret noktası haline getirmeyi sağlar.Ailenizdeki geçerli kurallarda da yalnızca uzun süre uygulayabileceğinizden emin olduklarınızı ilan edin.Ve bunları çocuğunuzun yaşına,ihtiyaçlarına ve kişiliğine göre uygulayın.Belli noktalarda şüpheleriniz mi var?Öğretmenin ya da çocuk doktorunun fikirlerini göz önünde bulundurmaktan çekinmeyin.Siz,bir ana baba olarak kesin kararı verseniz bile profesyonellerin çoğu zaman çocuğun ihtiyaçları üzerine parlak fikirleri olur(özellikle uykusuna dair).

-Çocuğunuza bir yasağı ya da bir sınırı uygulatmak istediğinizde,bakışlarınızı onunkilerden hiç ayırmamaya zorlayın kendinizi."Kocaman gözlerle bakmayı" öğrenin.Çocuk ne kadar çabuk sert bakışlarla kendisine bakılmaya alışırsa o kadar çabuk söz dinlemesini öğrenir.Otorite en az ses tonunda ki değişiklikler kadar bakışlarla da sağlanır.

ÇOCUĞUNUZUN ÖFKESİ ELİNİZİ KOLUNUZU MU BAĞLIYOR?

18.aya doğru (yaklaşık 3 yaşına kadar)her çocuk,yetişkinlere inatla ve düzenli olarak karşı çıktığı bir dönemden geçer.Bu,o çok ünlü"hayır evresi"dir:Çocuk,ana babanın uysal çocuğu olmak istemediğinin farkına varır;kendisine ait düşüncelerinin olduğunu gösterir.Ondan yapılması istenen şeyi kendisi istediği için yapacağını göstermek adına da"hayır" der.

Bu dönem ana baba için çok yorucu ve cesaret kırıcı ama çocuk için de bir o kadar gerekli bir dönemdir.Çocuk karşı çıkarak kişiliğini oluşturur.Bunun farkında olmak,ona fazla geçit vermeden durumu dramatik bir hale getirmemenizi sağlar.
-Gerçek bir üzüntüyü ya da acıyı("evden gitmek istiyor") ve basit bir kaprisi(az önce onun dördüncü kez şeker almasını reddettiniz ya!)ayırt etmeyi öğrenin.Birincisinde anlayışlı ama ikincisinde kararlı olun ve ödün vermeyin.
-Kendinize güvenin,çocuğunuzun başkaldırısına başka birine gerek duymadan tek başınıza meydan okuyun....
....Eşinizin kritik anlarda anlaşmazlığı çözmek için size veya çocuğunuza karşı çıkma hakkı kesinlikle olmamalı.
....Gerçek(okuldaki öğretmen,sokaktaki polis...)ya da düşsel (dilenci,iğneci,öcüüü....)bir üçüncü kişinin yardımına asla başvurmayın.
Ana baba sizsiniz,kuralları siz koyarsınız.Güvenin kendinize:Tek başınıza ana baba otoritesini uygulayabilecek kadar güçlüsünüz.Bunun için sadece kararınızın sonuna kadar doğru olduğuna ve bunun da sizi çok katı,fikir değiştirmez bir ana babaya dönüştürmediğine inanmanız yeterli olacaktır.
-Sizi kötü anne olmakla mı suçluyor?Ona karşılık olarak sakince şunu söyleyin:"Şimdi böyle düşünüyorsun belki ama bunu sana daha önce de söyledim:anneleri,çocukları değiştiremeyiz,bu imkansız ve üstelik yasak".Sizin çocukluğunuza dair örnekler vermekten çekinmeyin:"Ben de küçükken,hatırlıyorum da benim annem babam da...".Çocuğunuz bu şekilde sizin de bir zamanlar çocuk olduğunuzun ve sizin de yoksun kalıp düş kırıklığına uğradığınızın farkına varacaktır.Bu da onun,sert fikirlerinin yumuşamasını ve olayı daha az dramatik görmesini sağlar.
-Dram devam mı ediyor?Daha fazla polemiğe girmeden"Dinle yavrum,ısrar etme artık,bu böyle işte.Üstelik bugün bu konuyu daha fazla seninle konuşmak istemiyorum"deyin.
-Kriz daha da arttığında(ya da hiç azalmadığında),çocuğunuza doğru yönelin ve ona"senin kaprisin yüzünden sinirlendim işte bak..." ("senin yüzünden" ya da "çünkü sen kötü bir çocuksun"demek çok suçlayıcı olur),"ama biliyorsun ki sen benim çocuğumsun,ne olursa olsun seni çok seviyorum"deyin.Bu ortadaki kini kaldırmaya ve çocuk-ana baba ilişkisini iyi bir şekilde korumanıza yardımcı olur.Çocuğunuzla konuşmak için ilk hamleyi hep siz yapın.
-Suçluluk duymayın:Onun isteklerine sürekli geçit vermeyerek ve bunun sorumluluğunu üzerinize alarak ana baba rolünüzü hakkıyla yerine getirmiş olursunuz.

KAYNAK:1-7 Yaş arası çocuğun eğitimi

Christine Brunet-Anné-Cécile Sarfati

Bu yazıya Not Ver !