Saturday, March 31, 2007

COCUGA PARADAN SOZ ETMEK GEREKIR MI

ONA GERÇEKTEN PARADAN SÖZ ETMEK GEREKİR Mİ?

Bir oyuncağı satın almayı reddetmek için cüzdanınızın boş olmasının arkasına sığındığınızda, size hemen cevap veriyor: "Hiç paran kalmadı mı? Bankadan satın alsana".Para ile ilgili soruları nasıl ele almalı?

NEDEN ONA PARADAN BAHSETMEK GEREKİR?

Çocuğuyla paradan konuşmak tabii ki çok özel, kişisel ve her ailenin para ile olan ilişkisine bağlı bir durumdur.Birçok defa, paranın konuşulması yasak olan ailelerde bile çocuk paradan bahsedildiğini çok erken anlar, özellikle okulda.Ayrıca çocukların yaşadıkları bu tüketici toplum onların ana babalarını birer milyarder gibi görmelerine sebep olur.Sonunda, parayı bir tabu yapmak modern hayatın gerekleri ile çok az bağdaşır.

ONA BUNDAN NASIL BAHSETMELİ?

Kiranın ne kadar olduğunu, arabanın vergilerini ya da maaşınızı açıklamaktan sakının.Bu, onun için hiçbir şey ifade etmez ve ilgilendirmez.Önemli konuları çocuğunuzla konuşmak herşeyi söylemek anlamına gelmez ve onun için çok ayrıntılı bir açıklama denizinde onu boğmayı kapsamaz.

Aşağıdaki noktaları anlatmak için çocuğunuzun yaklaşık 5 yaşına gelmesini bekleyin:

-"Hayatta zorunlu olan şeyler vardır" (ev,elektrik, telefon, yemek...).Ve hayatı daha iyi kılmak, zevk almak için diğer şeyler(tatiller, lunapark, sinema...)

-"Bütün bu şeylerin bir fiyatı vardır, onlara sahip olabilmek için bunları ödemek gerekir.Ve ödemek için de para gerekir".

-"Para gidip bankadan satın alınamz, çalışarak kazanılır.Sevdiğimiz ve seçtiğimiz bir işi yapmak bize mutluluk verir, aynı zamanda para kazanmak için de çalışılır".

-Sonuçta, çocuğunuza bulduğunuz(mesela yolda) ya da gördüğünüz ( gece masanın üzerinde...)paraya sahip çıkılamayacağını açıklamak gereklidir.Böyle bir durumda, paranın sahibini bulmaya ya da ihtiyacı olan birine vermeye onu teşvik etmek önemlidir.Bu konularda çok ciddi olarak, onun şu gerçeği daha iyi anlamasına yardımcı olabilirsiniz: Para, kazanılır, ağaç dibinde yetişmez.

HANGİ ANLARDA KONUŞMALI?

-Bir ıvır zıvırı süpermarkette reddettiğiniz ve oyuncak reyonunun önünde krizi tuttuğu zamanlarda para konusuna girmemeye özen gösterin.

-Ama bu tip bir olayı daha sonra çocuğunuz tamamen sakinleştiği zaman, paradan bahsederken kullanın.

Anahtar sözcükler mi?

"Az önce, süpermarkette istediğin oyuncak bebeğin biberonunu almayı reddettim.Seninle bu konuyu tekrar konuşmak istiyordum.Gayet iyi biliyorsun: Arzu ettiğimiz her şeye sahip olamayız.Bu, hayatta herkes için geçerlidir.Ben, baban bile istediğimiz her şeyi alamıyoruz, almak istediklerimizi seçmek zorundayız".

Ve onu detaylar içinde boğmadan çocuğunuza hayatınızda yaptığınız tercihlerden bahsetmekten çekinmeyin ( Örnek, salona badana yapmak için alışılmışın aksine, tatilde daha yakın bir yere gitmek...)

ZOR BİR DÖNEM VE SİZ BAZI MASRAFLARI KISMAK MI ZORUNDASINIZ?

-Çocuğunuzu korumak amacı ile sanki hiçbir şey yokmuş gibi yapmayın. Gerçek sebeplerini bilmeden sizin sıkıntılı olduğunuzu anlayacaktır, kendini sorumlu hissedecek ve sıkıntıya girecektir. Tam tersine cömertliğinizi neşenizin yerinde olduğu anlarda gösterdiğinizi sanma riski olduğu gibi, asıl nedenin para olmadığına inanacaktır.

-Bir çocuk, şöyle basit bir açıklamayı çok rahat anlayabilir: "Şu sıralar, her zamankinden daha az paramız var.O zaman bu kış kayak yapmaya gitmek yerine anneannenin kırdaki evine gideceğiz.Bu bize daha ucuza mal olucak.Ama yine de harika bir tatil geçireceğiz..." Onun, güvenini sağlamak için varınızı yoğunuzu harcamanız gereksizdir. Çabalar, ailenin bütün fertleri arasında paylaşılmalıdır. Çocuklar da seçim yapabilirler( Örneğin, yeni bisiklet ya da pazarları futbol okulu).

COCUGUNUZA HAYIR DIYEMIYORSANIZ

ONA HAYIR DİYEMİYORUM

Sürekli yeni oyuncak almanızı istiyor.Ya da sizin o masum kurallarınıza karşı gelmeyi deniyor.(Vaktinde uyumak,tek başına giyinmek gibi..)Sanki biraz fazla ödün veriyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.
Öyleyse, kaybettiğinizi düşündüğünüz otoritenizi nasıl yeniden kazanabilirsiniz?

ONA HAYIR DİYEMİYORUM!!!

Hayır demesini bilmemenin altında ne yatar?

Çeşitli duygular:

-Suçlu ana baba:Zaten çocuğunu yeteri kadar göremiyor,birlikte olduğu anlarda da onu zorlamak istemiyor.

-Şüpheci ana baba:Aldığı eğitimin bir sonucu olarak(büyük olasılıkla çok katı ve sıkı bir eğitim) çocuğuna"hayır"demenin yararlı olup olmayacağını sürekli kendi kendine sorguluyor.

-Bitkin ana baba: Sonunu getiremeyeceğini düşündüğü bir işe girişmeye hiç cesaret edemiyor.

-Aceleci ana baba:Sabahları çocuğu giyinirken,iki saat dil dökmeye zamanı olmadığından onun işini kendisi üstleniyor.

HAYIR DEMESİNİ ÖĞRENMEK NİÇİN GEREKLİDİR?

1-Bu çocuğunuzun biçimlenmesine ve ileride,kişilik sahibi,sorumlu,özgür ve becerikli bir insan olmasına olanak sağlar.

Engelleme,bütün isteklerinin karşılanmasının yarattığı anlık sevinçlerden vazgeçebilmeyi öğrenmek zorunda olançocuğun psikolojik ve duygusal gelişiminde önemli bir deneyimdir.Sanabileceğinizin aksine,engelleme küçük düşürmek anlamına gelmez.

2-Çünkü sanıldığının aksine,kendisine "hayır" denilmesi çocuğu rahatlatır.

Kabul edilmiş sınırlar,incitmekten çok güven verir.Kriz öncesi alınan kararı korumak,öfkesine geçit vermemek ona başlangıçta verilebilecek en iyi işaretlerdir.Buna karşılık,sinir krizlerinin ve çığlıklarının kendisini amacına ulaştırdığını hisseden çocuk,konulmuş sınırların yokluğunda daha çok çaresiz ve tedirgin hisseder.Onun ihtiyaçlarını anlamak,herşeyi yapmasına izin vermek anlamına gelmez.

3- "Arkadaş ana baba"tuzağına düşmemek için.

"Arkadaş ana baba"olmak,çocuğunu kendisiyle aynı yaşta bir arkadaşı gibi eşit saymaktır,yani onu yetişkin olarak görmektir.Bu da çocuğun psikolojik gelişme dönemlerini bilmemek,tanımamak anlamına gelir.Çocuğunuzun kendi kimliğini rahatça bulabileceği,güvenebileceği,dayanabileceği,ana baba statüsünü sürekli koruyan,yetişkin,ciddi ve aklı başında bir ana babaya ihtiyacı var.

4-İleride zorlukları önlemek için.

Çocuğunuzun bütün isteklerini kabul etmek,onu,herşeyi yapabileceğini sandığı aldatıcı dünyasına iyice yerleştirmek anlamına gelir."Yasaklamak yasaktır"kuralı çocuğun gerçeği görmesine engel olur ve onu engellemelere ve yasaklara karşı dayanamaz hale getirir.Küçüklüğünde ana baba otoritesi alamamış çocuk,ergenlik çağında,bu otoriteyi bulmak için elinden geldiği her biçimde(hatta kimi zaman yasadışı hareketlerle)çevresindeki,ana baba hariç bütün insanlarla(öğretmenden polise ve sonunda hakime kadar)ilişkiye ve arayışa geçer.Büyümek,ileride daha iyi şeyler yapabilmek için geçiciolarak bazı şeylerden vazgeçmek demektir.

5-Varlığınızı zorlaştırmayın.

Sürekli boyun eğmek köleliği getirir ardından.Ve hep bize baskı yapanı(bilinçli ya da bilinçsiz)suçlamaya başlamamızla sonuçlanır.

HAYIR DEMEK NASIL ÖĞRENİLİR?

-Öncelikle,koşulsuz toplumsal yasaklar(ana baba ile uyumak,başkasını yaralamak,kendi kendine kötülük yapmak...)ile her aileye özgü kuralları(televizyon seyretmek,yemek yemek ya da yatma saati...)iyice ayırt edin kafanızda.

Toplumsal yasaklarda kesinlikle ödün vermeyin.Yalnız kriz esnasında değil,sürekli hatırlatın çocuğunuza bu yasakları.Ve ardından şu basit formülü ekleyin:"İster kabul et ister etme ama bu yasak"ve tekrarlayın:"Sana bunu daha önce de söyledim".Bu formül,yasakları gerçek birer işaret noktası haline getirmeyi sağlar.Ailenizdeki geçerli kurallarda da yalnızca uzun süre uygulayabileceğinizden emin olduklarınızı ilan edin.Ve bunları çocuğunuzun yaşına,ihtiyaçlarına ve kişiliğine göre uygulayın.Belli noktalarda şüpheleriniz mi var?Öğretmenin ya da çocuk doktorunun fikirlerini göz önünde bulundurmaktan çekinmeyin.Siz,bir ana baba olarak kesin kararı verseniz bile profesyonellerin çoğu zaman çocuğun ihtiyaçları üzerine parlak fikirleri olur(özellikle uykusuna dair).

-Çocuğunuza bir yasağı ya da bir sınırı uygulatmak istediğinizde,bakışlarınızı onunkilerden hiç ayırmamaya zorlayın kendinizi."Kocaman gözlerle bakmayı" öğrenin.Çocuk ne kadar çabuk sert bakışlarla kendisine bakılmaya alışırsa o kadar çabuk söz dinlemesini öğrenir.Otorite en az ses tonunda ki değişiklikler kadar bakışlarla da sağlanır.

ÇOCUĞUNUZUN ÖFKESİ ELİNİZİ KOLUNUZU MU BAĞLIYOR?

18.aya doğru (yaklaşık 3 yaşına kadar)her çocuk,yetişkinlere inatla ve düzenli olarak karşı çıktığı bir dönemden geçer.Bu,o çok ünlü"hayır evresi"dir:Çocuk,ana babanın uysal çocuğu olmak istemediğinin farkına varır;kendisine ait düşüncelerinin olduğunu gösterir.Ondan yapılması istenen şeyi kendisi istediği için yapacağını göstermek adına da"hayır" der.

Bu dönem ana baba için çok yorucu ve cesaret kırıcı ama çocuk için de bir o kadar gerekli bir dönemdir.Çocuk karşı çıkarak kişiliğini oluşturur.Bunun farkında olmak,ona fazla geçit vermeden durumu dramatik bir hale getirmemenizi sağlar.
-Gerçek bir üzüntüyü ya da acıyı("evden gitmek istiyor") ve basit bir kaprisi(az önce onun dördüncü kez şeker almasını reddettiniz ya!)ayırt etmeyi öğrenin.Birincisinde anlayışlı ama ikincisinde kararlı olun ve ödün vermeyin.
-Kendinize güvenin,çocuğunuzun başkaldırısına başka birine gerek duymadan tek başınıza meydan okuyun....
....Eşinizin kritik anlarda anlaşmazlığı çözmek için size veya çocuğunuza karşı çıkma hakkı kesinlikle olmamalı.
....Gerçek(okuldaki öğretmen,sokaktaki polis...)ya da düşsel (dilenci,iğneci,öcüüü....)bir üçüncü kişinin yardımına asla başvurmayın.
Ana baba sizsiniz,kuralları siz koyarsınız.Güvenin kendinize:Tek başınıza ana baba otoritesini uygulayabilecek kadar güçlüsünüz.Bunun için sadece kararınızın sonuna kadar doğru olduğuna ve bunun da sizi çok katı,fikir değiştirmez bir ana babaya dönüştürmediğine inanmanız yeterli olacaktır.
-Sizi kötü anne olmakla mı suçluyor?Ona karşılık olarak sakince şunu söyleyin:"Şimdi böyle düşünüyorsun belki ama bunu sana daha önce de söyledim:anneleri,çocukları değiştiremeyiz,bu imkansız ve üstelik yasak".Sizin çocukluğunuza dair örnekler vermekten çekinmeyin:"Ben de küçükken,hatırlıyorum da benim annem babam da...".Çocuğunuz bu şekilde sizin de bir zamanlar çocuk olduğunuzun ve sizin de yoksun kalıp düş kırıklığına uğradığınızın farkına varacaktır.Bu da onun,sert fikirlerinin yumuşamasını ve olayı daha az dramatik görmesini sağlar.
-Dram devam mı ediyor?Daha fazla polemiğe girmeden"Dinle yavrum,ısrar etme artık,bu böyle işte.Üstelik bugün bu konuyu daha fazla seninle konuşmak istemiyorum"deyin.
-Kriz daha da arttığında(ya da hiç azalmadığında),çocuğunuza doğru yönelin ve ona"senin kaprisin yüzünden sinirlendim işte bak..." ("senin yüzünden" ya da "çünkü sen kötü bir çocuksun"demek çok suçlayıcı olur),"ama biliyorsun ki sen benim çocuğumsun,ne olursa olsun seni çok seviyorum"deyin.Bu ortadaki kini kaldırmaya ve çocuk-ana baba ilişkisini iyi bir şekilde korumanıza yardımcı olur.Çocuğunuzla konuşmak için ilk hamleyi hep siz yapın.
-Suçluluk duymayın:Onun isteklerine sürekli geçit vermeyerek ve bunun sorumluluğunu üzerinize alarak ana baba rolünüzü hakkıyla yerine getirmiş olursunuz.

KAYNAK:1-7 Yaş arası çocuğun eğitimi

Christine Brunet-Anné-Cécile Sarfati

BAGIRMADAN COCUGA SOZ DINLETEBILMEK

BAĞIRMADAN ÇOCUĞUMA SÖZ DİNLETEMİYORUM.

Sistemli bir şekilde olmaya başladı: Sakince söylüyorsunuz,bir defa iki defa...hiçbir şey olduğu yok.O halde üçüncüde basıyorsunuz çığlığı.Peki bağırmadan nasıl söz dinletebilirsiniz?
NEDEN BAĞIRIYORSUNUZ?
Aşağıdaki sebeplerden biri ya da bir kaçı olabilir:
-Çocuğunuza herhangi birşeyi yapmasını söylediğinizde,hemen yerine getirmiyor.Aksine,istediğiniz şeye tepki vermek için sizin çığrınızdan çıkmanızı bekliyor(genellikle haince bir gülümseme ile...).Sizi hiç önemsemiyor ve çok sinirlendiriyor.
-Otoritenizi başka yollardan sağlayabileceğinize artık kesinlikle inanıyorsunuz.Belki de siz de bu tarzda bir eğitimle büyütüldünüz?Zamanında çok çektiniz ve şimdi aynı yöntemi siz uyguluyorsunuz.
-Belki de biraz zor bir dönemden geçiyorsunuz,iş hayatınızda ya da özel hayatınızda bazı sorunlarınız var.
-Bağırmalarınız belki de içinizdeki başka duyguların bir dışa yansıması.Kriz anlarında hiçbir zaman olmayan,ev işlerini hiçbir zaman üzerine almayan ve yalnız çocuğun banyo ve yemek krizlerinin hemen ardından eve gelen eşinize 'bilinçsiz olarak' bağırıyorsunuz.Ve bağırarak,hissettiğiniz adaletsizliği ifade ediyorsunuz.
BU ÇOCUK İÇİN ÇOK MU KÖTÜ?
Çok fazla abartmayın:Sürekli bağırıp çağıran ana babalar geleceği düşünmeden çocuk yapan yaratıklar değillerdir.
İşte bakın,siz bağırdığınızda çocuğunuzun hissedebilecekleri :
-Dengesi bozulabilir,kendine olan güveni sarsılır ve kendini kaybedebilir.
-Kendisini , sizi bu hale soktuğu için suçlu hisseder.
Zamanla, sizin ona sürekli bağırarak hitap etmenizin bir sonucu olarak, tepkisiz davranmaya başlar:Herhangi bir şey yapmasını istediğinizde size evet der ama on dakika sonra görürsünüz ki hiçbir şey yapılmamıştır.Diğer insanlarla olan ilişkileri de bu ilişkiler güce dayanacağından riske girer.Sonunda siz ve çocuğunuz birlikte olmanın verdiği bütün mutluluğu kaybedersiniz.
BAĞIRMADAN KENDİNİZE NASIL İTAAT ETTİRİRSİNİZ?
- Öncelikle kendinize güvenin.Çocuğunuza verdiğiniz mütevazi eğitimin doğruluğu üzerine kendi kendinize soru sormayı bırakın artık. Çocuğunuzun kimi kurallarda acemilik çekmesi kaçınılmaz ve çok normaldir.Çocuğunuza bu kuralları öğretip uygulamasına yardımcı olmak bir ana baba olarak sizin görevinizdir. Ayrıca kararsız olmaktan da sakının.
- Yasakları ve sınırları tekrar tekrar söylemek çok normaldir.Kurallar hiçbir zaman değişmez değildirler.Çocuğun yaşına ve olgunluğuna göre onları değiştirmek ve her defasında yeniden ilan etmek gerekir.
- Size hemen itaat etmediği zaman onu kuru kuru azarlayarak suçlamaktan sakının: "Tabii ki, senden az önce yapmanı istediğim şeye daha başlamadın bile". Onun "hiçbir işe yaramaz" olduğunu ve daha sonra söylediğinize pişman olacağınız bunun gibi bütün kötü sözleri de söylemeyin.Eğer aceleniz varsa, ona öfkenizi kusmaktansa bir şans verin, daha etkili olacaktır:"Bak 3'e kadar sayacağım, yapmanı istediğim şey için son şansın bu, bir, iki, ...üç!". Bu genellikle çok etkilidir.Ama eğer zamanınız varsa, kendinizi onunla birlikte yapmaya zorlayın(onun yerine değil tabii ki). Bu onu kötü hareket ve sözlerle yıpratmaktan da iyidir.
- Çocuğunuza en kısa zamanda, sınıra geldiğini ya da sınırı geçtiğini farketmesini öğretin.Onun bakışlarını yakalayıp ve daha önce de söylediğimiz gibi ona koca gözlerle bakın.Ne kadar çabuk çocuğunuza dik dik bakmaya alışırsanız, basit bir bakışın onun artık durması ve itaat etmesi gerektiği anlamına geldiğini o kadar çabuk anlatmış olursunuz.
- Teşvik edici stratejilerin hazırlanmasında çocuğunuzla birlikte hareket etmeye çalışın.Onu daha fazla cesaretlendirin ve uğraştığı işi bitirmesi için biraz daha zaman verin. "Giyin çabuk, gel yemek ye, git yüzünü yıka" gibi ardı ardına kesin emirler vermek yerine, ona yaklaşın, bakışlarını üzerinize çekin ve kesin olarak ama sakince programı açıklayın: "Dinle yavrum: Birazdan akşam yemeği başlayacak, eğer bu saate kadar elini yüzünü yıkayıp pijamalarını giyebilseydin, bu gerçekten harika olurdu. Üstelik bu benim işimi de çok hafifletirdi ve ben de seninle övünürdüm. Bunun senin pek hoşuna gitmediğini anlıyorum ama bu gerçekten gerekli bir şey, hadi bakalım sana güveniyorum".İsteklerinizi yerine getirdiği zaman sonuç mükemmel olmasa bile , teşekkür ve tebrik etmeyi de unutmayın.
KAYNAK KİTAP: 1-7 YAŞ ARASI ÇOCUĞUN EĞİTİMİ
Christine Brunet-Anné-Cécile Sarfati

KUCUK HANIM VE KUCUK BEY EVDEN GITMEK ISTIYOR

EVDEN GİTMEK İSTİYOR...
Az önce sizi çok sinirlendirdi ve onu çok ciddi bir şekilde azarladınız, ceza verdiniz ya da ona vurdunuz.Başka bir senaryo da mümkün:Az önce eşinizle aranızdaki şiddetli bir kavgaya tanık oldu ve sinirlenerek"Yetti artık, ben evden gidiyorum..." dedi.
NEDEN BUNU SÖYLÜYOR YA DA YAPIYOR?

-Tam bir şaşkınlık içinde, çok büyük bir üzüntüsü var ve sizin şefkatinizi, sevginizi kaybettiğini hissediyor.Başka bir çıkış yolu olmadığını düşünüyor.Sebepler daha da büyük(örneğin;boşanma,ölüm,çok büyük kavgalar...)ya da sıradan(örneğin;yeni bir kardeş, okuldaki sorunlar...)olabilir.

Eğitici tutumlarınızda ki yeni bir değişimin önünde şaşırıp kalmış, ne söyleyeceğini bilemez duruma düşmüş olabilir.Örneğin daha az izin vermeye başladınız ve işi normalden çok daha sıkı tutuyorsunuz.

BU DURUMU ÇOK DAHA CİDDİYE ALIN.

Nedenleri ne olursa olsun, bu durum ciddiye alınmaya değer.Çünkü; sizin canınızı yakacağı gibi, özellikle çocuğunuza daha çok zarar verecektir.Oysa kendi kendine kötülük yapmak, daha önceden ilan edilmiş bir yasak olmalıdır, tıpkı çalmak ya da şiddet uygulamak gibi.Çekip gitmekle tehdit eden bir çocuk ıstırap içindedir ve yardıma ihtiyacı vardır.

Onunla alay etmeyin.Bu, çocuğunuzun problemini sıradanlaştırır ve umutsuzluğunu görmemek, kabul etmemek anlamına gelir.

Çocuğunuzu yeteri kadar iyi tanıyor musunuz?Çocuğunuzun tehdidini uygulayabileceğine inanmıyor musunuz?Sizi, bir üçüncü şekeri almak için kullandığını mı düşünüyorsunuz?Belki de evet, ama kafasından gerçekten ne geçtiğini bilemezsiniz. Tehdidini gerçekleştirmesine fırsat vermeyin (" Tamam çok iyi; git, kapı ardına kadar açık!" ya da " Dur senin valizini hazırlayayım bari" demeyin).Çocuğunuza tehdidini uygulamaktan aciz olduğunu düşündüğünüzü belli etmek ona meydan okumanın en açık yoludur.Ayrıca onu bir gün gerçek bir tehlikeye kadar götürebilecek tahrik edici bir davranıştır.

Pek çok örnekte görüyoruz ki çocuğun yaşadığı karmaşıklığa yetişkinler genellikle ilgisiz kalıyor ya da çözüm bulmada yeterli olamıyor.

NASIL DAVRANMAK GEREKİYOR?

-Gideceğini söylüyor.

Ona hemen bunun sizi üzebileceğini söylemeyin.Yapılacak ilk şey çocuğunuza bunun kendi kendisine zarar vereceğini, yasak olduğunu ve sizin de buna daima engel olacağınızı ifade etmektir.

İster alçak sesle ister yüksek sesle bunu yapacağını söylesin, derhal o anda uğraştığınız işi bırakın. Çocuğunuza bu durumun çok ciddi ve az önce söylediğinin de çok ağır olduğunu gösterin.Onun karşısında katı olun:"Sen benim çocuğumsun, ne evden gitmene izin vereceğim, ne de kendini tehlikeye atmana".

Onu da anlamaya çalışın: "Bir şeyler oluyor ve sen belki de aynı fikirde değilsin ve canın sıkılıyor.Babanla birlikte bir çözüm arayacağız". Onun can sıkıntısı çektiği zamanlarda size ve eşinize güvenebileceğini göstermek zorundasınız.Ona beslediğiniz aşkla ("Sen mutsuz olsan bile biz seni çok seviyoruz") ve sizde bulduğu güvenle rahatlatın onu ("Bizimle daima konuşabilirsin").

- Gözünüzün önünde evden gidiyor.

Tutun çabuk onu.Böyle çekip gitmenin yasak olduğunu ve sizin de buna hep engel olacağınızı açıklayın.Ona ne ana babayı ne de yaşadığı evi, sizin de ana baba olarak çocuğunuzu değiştiremeyeceğinizi hatırlatın.Daha sonra yukarıda sözü edilen yatıştırıcı sözleri tekrarlayın.

- Sizin yokluğunuzda evden gitti.

Sokak sonuna gitmekle yetinse bile bu bir kaçıştır.Bunu öğrenir öğrenmez çocuğunuza şunu söyleyin: "Böyle bir kararı almış olman için çok çok ciddi bir olayın olması gerek.Tabii ki çok korktum ve sanıyorum ki sen de çok korktun.Sonuçta sana hiçbirşey olmadığı için mutluyum".

DAHA SONRA(ERTESİ GÜN VE GEREKİRSE BİRKAÇ GÜN SONRA)

Tekrar tekrar olayın üzerinde durun.Ona şöyle söyleyin:"Bana bütün sıkıntılarından, acılarından, mutsuzluklarından bahsedebilirsin, bunların hepsini dinleyebilirim ama aynı şeyi bir daha yapmana kesinlikle izin vermeyeceğim.Eğer yine aynı şeyi yapmak ister gibi olursan önce benimle konuşmak zorundasın ve merak etme birlikte bir çözüm buluruz".

ENDİŞELERİNİZİ SİZE ŞANTAJ YAPMAK İÇİN Mİ KULLANIYOR?

Birkaç hafta sonra, kendisine alınmasını istediği oyuncağı almayınca sizi tehdit ediyor:"Oldu o zaman, eğer bunu bana almak istemiyorsan evden gideceğim ve kaybolacağım işte".Çocuğunuz bunu yaparak sizin ona olan sevginizi test ediyor, siziin üzerinizde bir şantajın denemesini yapıyor.Sizi korkutmak ve kötülük yapmak için evden çekip gitmekle tehdit ediyor.Sakin olun.Çocuğunuzun kesinlikle daha önce bahsedilen kafasının karışıklığı veya çaresizliğinden ötürü evden gitmesi gibi bir durumu yok.Siz ne kadar endişelenirseniz o kadar bu şantaja geçit verirsiniz ve bir o kadar da çocuğunuz bu durumu kendi lehine kullanır. Ona meydan okumayın. Ama çok katı olun. Yasağı ("Böyle çekip gidemezsin, bunu hep engelleyeceğim") ve tavrınızı("Sana bu oyuncağı almayacağım") hatırlatın.Böylece çocuğunuz tehdidinin size işlemediğinin farkına varacaktır.Ona uyguladığınız engellemeyi daha iyi anlayabilecek ve kendini daha çok güvende hissedecektir.

KAYNAK KİTAP: 1-7 YAŞ ARASI ÇOCUĞUN EĞİTİMİ

Christine Brunet- Anné-Cécile Sarfati

COCUGUNUZU EVDEN CEKIP GITMEKLE TEHDIT ETMEK

KİMİ ZAMAN BENİ ÖYLE SİNİRLENDİRİYOR Kİ ONU OLDUĞU YERDE BIRAKIP GİTMEK İSTİYORUM DİYORSANIZ...
İşten dönmüşsünüz, zaten yorgunluktan canınız çıkmış, bir de mutfakta önünüzde yemeğini yemek istemeyen çocuğunuz duruyor.Tahammülünüz kalmamış.Bitkin düşmüş ve artık söyleyecek laf bulamıyorsunuz,sonunda çileden çıkıp evden gitmekle, onu yalnız bırakmakla tehdit ediyorsunuz.
BU NEDEN CİDDİ BİR DURUMDUR?
Çocuğu evden çekip gitmekle tehdit etmek fazlasıyla yıkıcı olur.Her çocuk, ana babasının ona geçilmemesi gereken sınırları koymasını bekler.Ama çocuk her zaman bu sınırları elinden geldiğince genişletmek ve aşmak da ister.Gitmekle tehdit eden bir ana babanın önünde çocuk kendini terkedilmiş hisseder.Koruma ve güven sembolü olan ana babasına dayanacak gücü bulamamıştır.Çocuk kendisini, ana babasını böyle bir duruma soktuğu için büyük bir suçluluk duygusu içinde hisseder.
BUNU ONA SÖYLEDİNİZ; ZARARLARI NASIL EN AZA İNDİREBİLİRSİNİZ?
Çocuğunuza doğru yönelin ve şöyle deyin:"Dinle yavrum, çok sinirlenmiştim,kendimden geçirdi beni bu yaptığın. Az önce söylediğim sözler gerçek düşüncelerim değildi, gerçekten böyle düşünmüyorum.Ve noktayı koyun :"Bunu sana daha önce de söyledim ; sen benim evladımsın, ben de ne olursa olsun senin annen olarak kalacağım.Ve merak etme birazdan sakinleşeceğim".
BİR DAHA Kİ KRİZDE NE YAPMAK GEREKİR?
- Sınırları çoktan geçtiğini çocuğunuza açıklayın ama asla, "Sen kötü bir çocuksun,sana artık tahammül edemiyorum" demeyin.Bu şekilde bir davranışla onu çok suçlamış olursunuz ve tamamen bir kenara atılmış gibi hissetmesine yol açarsınız.bu, onun gelişmesi için sahip olması gereken, kendisine saygıyı yitirmesine neden olur.O halde çok daha objektif bir formül seçin: "Şimdi yaptığın kabul edilemez,tahammül edilemez."
-Kendinizi çekin biraz.Şöyle söyleyin: Biraz sakinleşmeye ihtiyacım var, odama gidiyorum,zamana ihtiyacım var".
-Sizi sakinleştirebilecek bir aktivite bulun.Uzanın, gazete okuyun ya da bir duş alın.Ama çocuğunuzla aranızda ki bütün ilişkiyi kesmek için kulağınıza pamuk tıkamak ya da walkmen dinlemek gibi yöntemlere başvurmayın.
-Öfkeniz geçtiği zaman çocuğunuza şefkatle, hoşgörüyle yaklaşın.
EĞER BU BAŞINIZA SIK SIK GELİYORSA...
-Babasından otoritesini kesin olarak göstermesini isteyin.
-Kardeşinizi,annenizi,bir arkadaşınızı ya da bir çocuk bakıcısını,çocuğunuza bir cumartesi öğleden sonra veya bir pazar günü bakması için ayarlayın.Sadece kendinize ayıracağınız bu zamanı iyi değerlendirin, gidin alışveriş yapın, bir arkadaşınızla bütün bir öğleden sonrayı geçirin ya da kuaföre gidin. Eşinizle başbaşa bir yerlere gidin.Bu size çok iyi gelecektir ve çocuğunuzun sizi çileden çıkmış bir halde görmesinden çok daha iyi olacaktır.

SUPERMARKETTE ONUN ISTEKLERINE DIRENMEK

SÜPERMARKETTE ONUN İSTEKLERİNE DİRENMEK.

İstatistiklere göre ana babaların büyük bir çoğunluğu, çocuğun süpermarkette istediği ıvır-zıvırı almasına engel olamıyorlar.

Direnmesini nasıl öğrenmeli?

DIŞARI ÇIKMADAN ÖNCE HAZIRLAYIN ONU

-AÇIKLAYIN : Onu sadece onun istekleri için değil "bütün bir aile için gerekli olan" alışverişi yapmak üzere yanınızda götüreceksiniz.Ona alacaklarınızdan bahsedin, " Deterjan bunun için, diş macunu şunun için...".Bu yaşlardaki bir çocuk her şeyin kendisiyle ilgili olduğu ve alışverişin sadece onun için yapıldığı kanısındadır.

-HER ŞEYİ AÇIKÇA ORTAYA KOYUN:"Sana özel bir şeyler almayacağım, gördüğün her şeye sahip olamazsın".

"Oyuncak reyonunun önünden geçeceğiz, bütün oyuncaklara bakabilirsin ama hiçbirine dokunmayacaksın ve unutma ben sana hiçbir şey almayacağım".

SÜPERMARKETTE

Onu alışverişe aktif olarak katın.Paketleri taşımak, ürünleri torbalara koymak için yardım etmesini isteyin ve teşekkür edin.

OYUNCAK VE ŞEKER REYONUNDA

* SAKİN DURUYOR.

Reyonun önünden hızlıca geçmek yerine, kötü bir şey yapmadığından dolayı onu tebrik edin.Ona: "Seninle gurur duyuyorum, sana ne açıkladıysam hepsini anlamışsın, sen artık büyük biri oldun" deyin.

*ŞEKERLERİ SEPETE BİRER BİRER DOLDURUYOR.

Hemen farkına vardığınızı belli edin: " Sanırım bir şeyler aldın!Oysa sana ne söylemiştim, söz konusu bile olamaz".Ve şekerleri reyondaki yerlerine tekrar koyun.

*OYUNCAKLARI GİZLİCE CEPLERİNE KOYUYOR.

KURALI AÇIKLAYIN:"Satın alınmayan şeyler alınmaz veya parası verilmeyen şeylere sahip olunamaz.Yasaktır bu".

Gerekirse görevlinin yanına giderek çocuğunuzun önünde ona şunu söyleyin:"Çocuğumdan ben sorumluyum,bu oyuncakları satın almak istemiyorum ve size geri veriyorum". Böylece çocuğunuz bunun sadece sizin ve kendisi arasında halledilebilecek bir iş olmadığının farkına varacaktır.Bu yasağın toplum hayatının kurallarından biri olduğunu da anlayacaktır.

Bu olayı, reyon görevlisinin reyonda bulunan mallardan sorumlu olduğunu ve insanlar bu malları parasını ödemeden alırlarsa patronu tarafından cezalandırılacağını açıklamak için kullanın.

*SİZDEN ISRARLA İSTİYOR("Hadi anne ne olur, hadi...)"

Sakin olmaya devam edin:"Çok iyi anlıyorum, çok istiyorsun bunu.Ama seninle bunu daha önce konuşmuştuk, bu böyle işte, ne yapalım".

Onunla bitmez tükenmez bir pazarlığa girmemek için yeteri kadar kendinizden emin olun.Formülü tekrarlayın: "Bu böyle işte, ne yapalım" ve çocuğunuzun isteğinin sona ermesine kadar sürdürün.Kararlı davranışınız onun sakinleşmesi için etkili olacaktır.Bunun tersine, kendi içinizde kararsızlıklarınız çocuğun yalnızca isteklerinin ve öfkesinin artmasına yarayacaktır.

Gerekirse kendi çocukluğunuzdan hatırlatmalarda bulunun: " Hatırlıyorum da, ben de küçükken, annemle alışverişe çıktığım zaman herşeye sahip olmak isterdim". Bu bir müddet onu oyalayacaktır.

*SİZİ KÖTÜ ANNE OLMAKLA SUÇLUYOR.

Ona karşılık olarak:" Şimdi böyle düşünüyorsun ama anneyi ve çocuğu değiştirmek imkansız ve yasak."

*YERLERDE SÜRÜNÜYOR.

Kesinlikle geçit vermeyin.İlk aldığınız karardan sakın vazgeçmeyin.Belki de kendi kendinize üç paralık ıvır zıvır için bu dram çekilir mi diye düşünüyorsunuz? Ama fiyatı ne olursa olsun çocuk için problem hep aynıdır.Bu yüzden vazgeçmeyin kararınızdan.Çok mu ısrar ediyor?

Şunu hatırlatarak onu ikna etmeye çalışın: " Dinle çocuğum, bugün için seninle aldığımız kararı hatırlatırım sana.Bana söz vermiştin.Şimdi burda olanları göz önünde bulundurarak eve gidince sana bir ceza vereceğim".

Sonuçta kendinize güvenin, ona ahlak dersi vermesi için yardıma başkasını çağırmak, çocuk ve sizin için çok küçük düşürücü olur.Neden siz bu problemi çözmek için yeterli değilsiniz?

KAYNAK KİTAP:1-7 YAŞ ARASI ÇOCUĞUN EĞİTİMİ

Christine Brunet ,Anné-Cécile Sarfati

COCUKLARDA UC YAS DONEMI

ÇOCUKLAR'DA 3 YAŞ DÖNEMİ VE DUYGU DALGALANMALARI

Duygu Dalgalanmalarının Nedenleri

Çocuklar 3 yaş civarında sembolleştirmeye, iç dünyasında temsiller oluşturmaya başlar. Daha önce annesini karşısında göremezse onun yok olduğunu düşünerek ağlamaya başlayan çocuk, bu yaşta düşüncesinde yarattığı anne temsili ile onun yok olmadığına ve bir süre sonra döneceğine inanır. Ancak buna rağmen 3 yaş çocuğu bağımlılık ve özerklik arasında gelgitler yaşar. Bir yandan anneden ayrılmaktan korkar ve ona bağımlı kalmak isterken, diğer yandan güç ve kontrol duygusunu tatmak ister.

Çocuğun gelişimsel olarak yaşadığı bu gelgitler onu duygusal olarak da etkiler. Bir taraftan gücünü ve kontrolünü hissetmek onu heyecanlı ve mutlu yaparken, diğer taraftan güvensiz hissedip anneye tutunmak istemesi onda öfke yaratır. Böyle zamanlarda ağlama, öfke patlamaları, mızmızlanma gibi etrafındaki insanlar tarafından huysuzluk olarak vurgulanan davranışlarda bulunur.

İnsanların huysuzluk olarak tanımladığı aslında çocuğun görünürde bir neden yokken duygusal olarak olumsuz bir tona bürünmesidir. Gelişimsel dönemin etkilerinin yanısıra çocuklar yorgunluk, açlık gibi fiziksel ihtiyaçları olduğu zamanlarda da duygusal olarak kolayca etkilenebilir ve ‘huysuzluk’ yapabilirler. Benmerkezci tutumları henüz tam olarak değişmediği için her durumu kendilerine olan etkisine bakarak değerlendirirler.

Çocuğun duygusal iniş çıkışlarının sonunda huysuzluk etmesi duygularını ifade etmekte zorlanmasından kaynaklanır. Küçük bir çocuk ağlayarak veya huysuzluk ederek isteklerini dile getirirken, daha büyük yaşta bir çocuk kelimeleri kullanarak kendini ifade edebilir. Çocuk bu davranışları nedeniyle etrafındaki insanlardan ilgi toplayabiliyorsa bu davranışlara koşullanır ve bir daha ki sefer benzer duyguları yaşadığı zaman aynı yolu takip eder.

Anne ve Babaların Tepkileri

Çocuklarının duygusal iniş çıkışları karşısında anne ve babalar huysuzluk yapan çocuklarına bağırmak veya döverek cezalandırmak gibi değişik tepkiler verebilirler.

Bu gibi tepkiler çocuğun gelişimsel olarak normal olan bu yaşantısını anormal bir durummuş gibi yaşamasına sebep olur. Ileriki senelerde benzer duygular yaşadığı zaman duyguları ile başa çıkmakta zorlanır. Duygularının uygunsuz olduğunu düşünerek suçluluk yaşar. Anne ve babasına yük olduğu ve kötü bir çocuk olduğu çıkarımlarına varabilir. Her koşulda kendisine destek olabilecek güvenilir bir ailesi olduğuna dair inancı zarar görebilir.

Anne Baba Olarak Neler Yapabilirsiniz?

1- Çocuğunuzdaki bu duygusal değişimlerin gelişimsel olduğunu unutmayın.

2- Çocuğunuzun güç ve kontrol hissetmesine izin verin. Onunla inatlaşmayın.

3- Çocuğunuz gelgitler yaşadığı zaman bunu sakinlikle karşılayın, her durumda yanında olduğunuzu gösterin.

4- Çocuğunuzun kendinizden uzaklaşıp birey olma denemelerine izin verin. Zorlandığında yanında olduğunuzu gösterin.

5- Çocuğunuz sizi reddettiği zaman bunu kişisel algılamayın. Bunun bireyselleşme sürecinde bir adım olduğunu hatırlayın.

6- Çocuğunuzun duygusal dalgalanmalarını ifade etmesini teşvik edin. Huysuzluklarını görmezden gelip, sözel ifade kullandığı zaman takdir edin.

7- Çocuğunuza olumsuz duygularının kabul edildiği ancak bu duyguları ile daha uygun davranışlarla baş etmek zorunda olduğu mesajını vermeniz önemlidir.

8- Olumsuz davranışları ile nasıl başa çıkacacağını öğrenmesi için ona model olun. Canınızı sıkan bir durumdan ve bu duygunuzla nasıl başa çıktığınızdan bahsedin.

9- Huysuzluk anlarında çocuğunuzla iletişim kurmaya çalışın, ancak istemezse zorlamayın. Ona sakinleşmesi için zaman tanıdığınızı belirtin. Konuşmak isterse ona zaman ayırabileceğinizin mesajını verin.*Benimle konuşmak istersen mutfaktayım.*

Çocuklarının kaprisleri veya huysuzlukları karşısında anne ve babaların uygun yaklaşımda bulunmaları çocuğun bu durumu gelişimsel olarak uygun koşullarda yaşamasını sağlayacaktır. Böylece gelişimsel olarak normal olan bu durum çocuk ve ailesi tarafından anormal olarak algılanmayacak ve çocuğun gelişimi olumsuz yönde etkilenmeyecektir. Ancak zaman zaman anne ve babalar bu gibi durumlarda baş etmekte zorlanabilirler. Böyle zamanlarda bir uzmandan yardım alınması anne ve babaya destek sağlayacaktır.

Gülbin ÖZTÜRK TÜTER

Uzman Klinik Psikolog

Bu yazıya Not Ver !