Friday, June 22, 2007

bebeğim çocığ

çılgın iş .

çılgın girintili .

oynatmayıbenş kardeş .

her şılgın , iş çocuk bebe yavru . araştırıyom. Bu benler beni ilgilendiriyor. o ben uyumlu oluyoruz.

çok şeker çocklar zeki , hızlı atik , sağlıklı , maybe karanlık konu. fazla öttüm.
o 2 benli kızı bulavağım. biri göz altında yakın diğeri çapraz yanak burun simetri. kız kayboldu. karanlık konu çok. gelin olsa yakacam dünyayı.

kızın beyni çok özel. çocuğumuz çok delirtir. ( Yahudi ) benden kalırsa :)
Çok karanlık biirisi . Arıyorum bulacağım . evde var .

çok bebeksi .

evcil hayvan yetiştritoyuz

Saturday, March 31, 2007

BABALAR VE COCUKLAR

BABALAR:ÇOCUĞUNUZLA GÜÇLÜ VE UYUMLU BİR İLETİŞİM KURMAYA HAZIRMISINIZ?

Son zamanlarda bilim adamlarının görüşlerine göre bir bebeğin gelişiminde anne kadar babanın da rol alması kaçınılmazdır.Bir insanın bebeklikten okul çağına kadar geçirdiği dönemlerde anne kadar babaya da ihtiyacı vardır.Günümüz şartları her ne kadar çok çalışmayı gerektirirse de dünyaya bir canlı getiriyorsak onun ihtiyaçlarını her yönüyle karşılamak zorundayız.Özellikle de baba modelini üzerindeki etkilerini düşünecek olursak.gelişim süresi içinde başarılı,sosyal etkileşim,yeterli özgüven ve kendi kendini disipline etmek gibi özelliklerin kazanılmasında başarılı bir baba modeliyle kurulan özdeşimin önemi tartışılamaz.Baba modeliyle kurulan özdeşimin okul başarısı üzerinde dahi olumlu etkiler vardır.Ayrıca cinsel kimliğin kazanılmasında özellikle erkek çocuklar için baba özel bir anlam taşır.Baba modelinin yetersizliği cinsel kimlik karmaşasına neden olabilir.Babalar çocuğu büyütme görevini anneye bırakmak yerine sorumluluğun bilincinde hareket ederek çocuğun ihtiyacı olan birlikteliğe ortam hazırlamalı,onunla ortak faaliyetlere girişerek,ortak ilgi alanları bulmalıdır

ORTAK İLĞİ ALANLARI NASIL OLABİLİR?

Balık tutmak ,maça gitmek,tiyatroya gitmek,alış verişe gitmek,oyun oynamak...Ortak ilgi alanlarında haz duyup ,bunu çocuğa hissettirmek ve yaşatmak baba ile arasındaki iletişimi güçlendirecektir.çocuğun uyarılması zenginleştirilmiş bir çevre ile sağlanır.Yeni doğan bebekler için beşiğe konan renkli ve sesli oyuncaklar,onu kucağına alıp sevmek okul öncesi çocuğa için sinema,tiyatro,veya balığa gitmek,oyuncaklarla oyun,ten teması,onun sorunlarını cevaplamak,okul çocuğu ise müze,konser gezileri,seviyesine uygun sinema,tiyatro gösterileri ve birlikte yapılan sohbetler babaların çocukları ile iyi bir iletişim kurabilecekleri yollar olarak özetlenebilir.

BABASIZLIK ÇOCUĞU HASTA EDİYOR

Kimi uzmanlar babanın otoriteyi,kanunları ve gücü temsil ettiğini,kimisi ise anneliğin biyolojik,babalığın ise sosyal ve kültürel bir olay olduğunu kabul ediyor.Amerikalı psikoloğ Michael Lowis ise bambaşka bir tezi savunmakta Anne ile baba arasındaki fark sosyal değil,kültüreldir.Babaların çocuklarıyla ilgilenmemesi,toplumun onlara bu görevi vermesinden kaynaklanır.yaptığımız araştırmalar babanın,çocuğun zihinsel gelişimine büyük yardımlarda bulunduğunu ortaya çıkardı.Babanın etkisi sanıldığından da erken,bebek yaklaşık 6.aylıkken kendini hissettiriyor".

Fırnsa'da yapılan bir araştırma,bu tezi doğrulayacak sonuçlar vermiş,kalabalık bir çocuk gurubunun incelemeye alan uzmanlar,baba figürünün eksik olduğu ve eğitimin sadece anneye kaldığı ailelere mensup çocukların daha sık hastalandığı gerçeğini saptamışlar.

ÇOCUK NASIL BİR BABA İSTİYOR?

2000'lerin çocuklarının babalarından hangi özellikleri aradığını hiç düşündünüz mü?ya da onları hangi katagorilere soktuklarını?

5-6 yaş arsındaki kız ve erkek çocuklarına bir anket hazırlayan Avrupalı araştırmacılar,değişik sıfatlar arasında seçim yapmalarını istediler miniklerden.sert ,yumuşak,ilgisiz,evcil,arkadaş... sonuçlar sizi şaşırtabilir.Hazır mısınız?

* Çocukların çoğunun işaretlediği sıfat olan"yumuşak'ın çocuk karşılığı"sırtına alıp atçılık oynayan bir baba tipi Onu izleyen ikinci sıfat ise"sert Ama otoriteyi temsil ettiği için değil,onunla ilğilenip,yapmaları gerekenleri belirttiği için. "İlgisiz"sıfatı ise hiçbir çocuk tarafından işaretlenmemiş ankette,Çocuklar,evladı önünde oynarken,gazetesini okuyup,çayını yudumlayan babalara sıcak bakmamışlar.Gerekçeleri şu:"Beni yalnız bırakıyor,benimle hiç oynamıyor"

*Babaların altı katagoriden birine sokmaları istendiğinde,çocukların yüzde 30'u sert,i işaretlemiş.Çocuklarıyla yakından ilgilendiğinin göstergesi olarak.Bir diğer yüzde 30,zu ise,annelerin ev işlerine yardım eden babalarına"evcil"kategorisinde yer vermiş.

Yüzde 40'ının ciddi bir üzüntüsü mü var?Bu tip babalar,kapıdan yorgun giriyor,kendini bir koltuğa atıyor ve evde olan bitenle ilgilenmeye yanaşmıyor.

*Günümüz çocukları,sert ve güvenilir,ama aynı zamanda yumuşak ,teselli bulabilecekleri güçlü kollara sahip ve sınırlar,kurallar koyucu, kalın sesli bir baba arayışında.Ama her şeyden önce kendileriyle ilgilenen bir baba istiyorlar.Hem de her an her fırsatta...

Amerikan Aile Araştırma konseyinin son raporunda,ortalama bir babanın her gün çocuklarına ayırdığı vaktin sekiz dakikadan biraz az olduğu belirlendi .Hele bu ailede kadın da çalışıyorsa,bu değerli zaman dilimi yarıya iniyor.kısacası bu yaşananlardan alınacak çok ders var

YALAN SÖYLÜYOR

ÇOCUKLARIN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞU YALAN SÖYLER.

*Genellikle bu,yaşla ilgilidir.

Çok küçükken (2-3 yaşına doğru), çocuk gerçekleri saptırmaya başlar; altı sırılsıklamken altına yapmadığını söyler, tabağı hala dolu olduğu halde sizi, yemeğini bitirdiğine inandırmaya çalışır...Sebepleri nedir?Çocuk yetişkinin gerçekleri,işi kendine göre düzenlemek için saptırdığının farkına çok erken varır.Örnek mi?Kocanıza,onun önünde anlatıyorsunuz:"Bu akşam Rıfatların yemek teklifini reddettim,çünkü biliyorum onlarla paylaştığın hiçbir şey yok.Şu sıralar çok işinin olduğunu söyledim.Ama bir dahaki sefere başka bir şey bulmak gerekecek"... ya da telefon çalıyor, siz çocuk bakıcısına kimsenin evde olmadığını söylettiriyorsunuz.Ve bunun gibi niceleri...Çocuğunuzun kendisi de,ona yapılmamasını söylediğiniz şeylerin çok çabul farkına varıyor ama siz,onun önünde hiç çekinmeden yapıyorsunuz bütün bunları.(Kırmızı ışıkta geçmek,şişeden içmek,televizyon önünde atıştırmak)...İşte bu teori ve pratikteki büyük ayrılık,çocuğunuzun gerçekleri kendi işine göre ayarlamasına,çarpıtmasına sebep olabiliyor.

4-5 yaşına doğru çocuk kendine ait, ana babasınınkinden farklı düşüncelerinin olduğunun farkına varmaya başlar.Şimdiye kadar, ana babanın düşüncelerine körü körüne bağlıydı,hiçbir eleştirisi yoktu,masum olduğu yaşlardı bunlar.Şimdi ise yalan söylemek,uydurmak,onun kişiliğinin oluşmasına yardımcı olmak için zorunlu bir etap haline geliyor.Çocuğunuz size gerçek olmayan şeyler anlatarak, onun sizden farklı olduğunu, ondan beklediğiniz şeyleri her zaman söylemek zorunda olmayan başka bir kişilik olduğunu bilmeniz gerektiğini anlatmak istiyor.Bu yaşta sizi işletmek ve tahrik etmek için şaka yapmaya da başlar("Salonun bütün perdelerini parça parça kestim anne")...

*KİMİ ZAMAN YALANIN BAŞKA BEKLENMEDİK NEDENLERİ OLABİLİR.

Bazı çocuklar, ana babalarının çok önemli bir sorunda kendilerine gerçeği söylemediklerini hissettiklerinden yalan söylerler.(Örneğin boşanma hazırlıkları,bir yakının ölümü)...Çocuklar ya kötü sebepler yüzünden("anlaması için çok küçük","Çocuk hiçbir şey hissetmez", "Onun bilmesi gerekmez,üstelik böyle bir hakkı da yok") ya da bütünüyle yanlış sebepler yüzünden("Onu korumak gerekir") gerçeklerden uzak kalırlar.

Kimi çocuklar tam anlamıyla, birer küçük uydurukçulardır.Olur olmaz şeyler anlatır,kendilerinin de gerçekten inandığı bir yığın hikaye uydururlar.Bu, çoğunlukla özgüven eksikliği yaşadıkları ya da gerçekleri söylemeye engel olan bir suçluluk duygusunu bastıramadıkları içindir.Bu çocukların kendilerine güvenleri yoktur.Değişik hikayeler anlatarak dikkatleri zayıflıklarını kapatmak için üzerlerine çekmek isterler.Bu sonu gelmez bir yola dönüşebilir;Çocuk birbiri üstüne senaryolar kurar çünkü kendisine olan güveni yoktur.Sonra kendisini yalan söylediği için suçlu hisseder, güven eksikliğini maskelemek için yeni hikayeler uydurmaktan kendisini alamaz.Ve bu böyle sürüp gider.

NASIL TEPKİ VERMEK GEREKİR?

*Külodunu ıslatmış, ama çiş yapmadığına yemin ediyor.

Bu küçük bir yalan, sinirlenmeniz, onu cezalandırmanız, azarlamanız çok gereksiz.Ona şöyle dememelisiniz:"Olur olmaz şeyler anlatıyorsun, doğru değil bu...".Bu çok suçlayıcıdır.Onunla ilgili kesin bir yargıya varmak yerine, ilgilendiğiniz şeyi hemen bırakın, bakışlarını yakalayın ve hiç ayırmadan koca gözlerle ona bakarak ondan açıklama isteyin:" Acaba gerçekten doğru mu bu söylediklerin?Bana değil gibi geliyor".Böylece ona yalanını itiraf etmesi için bir şans vermiş olursunuz.Israr mı ediyor?Söyleyin ona(hala gözlerinin içine bakarak):"Dinle yavrum;belki de olayların bana söylediğin gibi olmuş olmasını isterdin,ama gerçekte bu böyle olmadı".

*Oğlum Arda'dan inciler....

(Oğlum Arda 2-2,5 yaşlarındayken malum bezden kurtarma operasyonlarına bende çoktan başlamıştım.Ve yukarıda yazdığım yalanlara benzer yalanlar işitmiştim.Örnek verecek olursam,bizim arda altına şşorlamış! ve annecim niçin bana haber vermedin?tuvalete gidip tuvalette yapardın dediğimde,(bu arada külodunun üzerinde mickey mouse resmi var)yarım yamalak konuşmasıyla " ama anneciğim ben dapmadım miki daptı" demiş ve o küçücük parmağıyla da miki yi işaret etmişti.)Alın işte size küçücük,miniminnacıcık bir yalan işte....

*Kardeşi gözyaşlarına boğulmuş,size ona vurmadığına dair yemin ediyor,oysa vururken siz gördünüz...

Ondan açıklama isteyin:"Doğruları mı söylüyorsun?" ama şunu da ekleyin: "Ben senin annenim, sana güveniyorum ve bunun böyle devam etmesini istiyorum,bana gerçeği söylemene ihtiyacım var",Böylece ona hatalarını anlamasını ve yalanını itiraf etmesi için bir şans vermiş olursunuz.

Yalan söylemekte ısrar mı ediyor?Ona: "Olayların senin anlattığın gibi gelişmesini istediğini anlıyorum, ama ben oradaydım ve olanları gördüm" deyin.Böylelikle ona, yalan söylediğini ve bunun yasak olduğunu anlatmış olursunuz.İşaret noktalarını oluşturmasına ve kendisine olan saygısını korumasına yardımcı olun.Yalan söylemesine izin verilen bir çocuk kendisine olan saygısını kaybeder.

Ona fazla ahlak dersi vermeyin, aksi halde kendisini çok suçlu hissedebilir, terk edilmişlik ve onu hatası ile başbaşa bıraktığınız duygusuna kapılabilir.Yalan söyleyen bir çocuk zaten kendisini hep küçük düşmüş hisseder, bir de sizin buna bir şey eklemeniz gereksiz olur.

Tam tersine, ona olan güveninizi kaybetmediğinizi, onunla ilişkinizi sürdürdüğünüzü anlamasını sağlayın.Ona:"Büyümene yardımcı olmam için benim sana, senin de bana olan güvenimizi korumamıza ihtiyacım var.İşte bu yüzden ben hep gerçekleri söylüyorum"deyin.

Olayları dramatikleştirmeyin.Çocuğun yalan söylemesi, onun gelecekte yoldan çıkmış bir yalancı olacağı anlamına gelmez.

Bu yazıya Not Ver !